Ara

Babamın Sohbet Arkadaşları Bir Sesli Sohbet Odasında Saklı Kalan Hatıralar

  • Sosyal Medya'da Paylaş:
Babamın Sohbet Arkadaşları Bir Sesli Sohbet Odasında Saklı Kalan Hatıralar

Babamın Sohbet Arkadaşları

Babamı kaybedeli üç yıl olmuştu.

İnsan zaman geçince acının azaldığını sanıyor.

Azalmıyor.

Sadece onunla yaşamayı öğreniyorsun.

Evdeki koltuğu yerinde duruyor.

Çay içtiği bardaklardan bazıları hâlâ mutfakta.

Eski gözlüğü çekmecede.

Ama sesi...

İşte insan en çok sesi özlüyor.

Bazen eski videoları açıyorum.

Sırf birkaç saniyeliğine sesini duyabilmek için.

Çünkü bazı insanlar gittikten sonra geriye fotoğrafları değil, sesleri kalıyor.

Babam sessiz bir adamdı.

Öyle çok arkadaşı olan biri değildi.

Mahallede herkes tanırdı ama akşam işten gelince doğruca evine gelir, yemeğini yer ve bilgisayarının başına geçerdi.

Annem bazen takılırdı.

"Yine sohbet odalarına mı gidiyorsun?"

Babam gülümserdi.

"Arkadaşlarla iki muhabbet edeceğiz."

Ben o zamanlar bunu anlamazdım.

Nasıl arkadaş?

Hiç görmediğin insanlar nasıl arkadaş olabilirdi?

Çocuk aklı işte...

Bana saçma gelirdi.

Bir gün odasına girdiğimde ekranda onlarca kullanıcı adı görmüştüm.

Kimisi Almanya'dan.

Kimisi Hollanda'dan.

Kimisi Ankara'dan.

Kimisi İzmir'den.

Babam mikrofonla konuşuyordu.

Gülüyordu.

Şakalaşıyordu.

Ben de içimden:

"Gerçek arkadaşları yok mu bunun?" diye düşünüyordum.

Bugün o düşüncem için kendimden utanıyorum.

Çünkü yıllar sonra öğrenecektim...

Babamın gerçek arkadaşları tam da o insanlarmış.

Babamı ani bir kalp krizi sonucu kaybettik.

Bir sabah vardı.

Bir sonraki sabah yoktu.

Hayat bazen bu kadar acımasız olabiliyor.

Cenazeden sonra ev sessizleşti.

O kadar sessizleşti ki bazen insan kendi nefesinden rahatsız oluyor.

Aylar geçti.

Sonra yıllar.

Bir gün annem eski eşyaları topluyordu.

Babamın kullandığı eski dizüstü bilgisayarı bana verdi.

"İstersen bunu sen kullan."

Bilgisayarı açtım.

Şifresi hâlâ aynıydı.

Doğum tarihim.

Babamın her şeyde kullandığı şifre.

Babamın Sohbet Arkadaşları Seslichatlive
 

Masaüstünde yüzlerce dosya vardı.

Fotoğraflar.

Belgeler.

Eski müzikler.

Ve bir klasör...

Adı dikkatimi çekti.

"Sohbet"

Merak edip açtım.

İçinde eski ekran görüntüleri vardı.

Sohbet odaları.

Kullanıcı isimleri.

Mikrofon simgeleri.

Gülücükler.

Yüzlerce anı.

Bir dosya daha vardı.

Not Defteri.

İçini açtım.

İlk satır şöyleydi:

"Bir gün ben olmazsam belki buraya tekrar girersin."

Ekrana uzun süre baktım.

Kalbim sıkışmaya başladı.

Alt satırda şöyle yazıyordu:

"Buradaki insanlar benim dostlarım."

O an gözlerim doldu.

Çünkü babam ilk kez bana kendinden bir şey bırakmıştı.

O gece uyuyamadım.

Sabaha karşı bilgisayarı yeniden açtım.

Dosyaların arasında eski sohbet sitesinin adresini buldum.

Merak ettim.

Acaba açık mıydı?

Adres çubuğuna yazdım.

Site açıldı.

Yıllar geçmişti.

Tasarım değişmişti.

Ama sistem çalışıyordu.

Bir hesap oluşturdum.

Babamın kullandığı nicki yazdım.

Kabul etmedi.

Meğer yıllardır kullanılmadığı halde hâlâ kayıtlıymış.

Gözlerim yeniden doldu.

Sanki biri onun yerini koruyormuş gibi hissettim.

Sonra nickin sonuna "Oğlu" ekledim.

Ve giriş yaptım.

İlk birkaç dakika hiçbir şey olmadı.

Odaları gezdim.

İnsanları dinledim.

Tam çıkacaktım ki birisi özel mesaj attı.

"Bu nick..."

"Sen kimsin?"

Yazdım.

"Bu nick babama aitmiş."

Karşı taraf birkaç dakika cevap vermedi.

Sonra yalnızca şunu yazdı:

"Yok artık..."

Ardından:

"Sen onun oğlu musun?"

Kalbim hızlandı.

"Evet."

Birkaç saniye sonra odada onlarca mesaj belirdi.

"Gerçekten mi?"

"İnanamıyorum."

"Nasıl yani?"

Bir anda herkes konuşmaya başladı.

Sanki yıllardır bekledikleri bir haber gelmiş gibiydi.

O gece sabah ezanına kadar sohbet ettik.

Babam hakkında öyle şeyler anlattılar ki...

Ben bile bilmiyordum.

Bir adam anlattı.

Almanya'da ameliyat olacağı gün korktuğunu.

Babamın bütün gece yanında kaldığını.

Sabaha kadar konuştuğunu.

Bir kadın anlattı.

Boşanma döneminde psikolojik olarak çöktüğünü.

Kimsenin yanında olmadığını.

Babamın her gece onu dinlediğini.

Bir başkası anlattı.

İşsiz kaldığında aylarca moral verdiğini.

Hatta özgeçmiş hazırlamasına yardım ettiğini.

Ben bunların hiçbirini bilmiyordum.

Çünkü babam bunları hiç anlatmamıştı.

Sessizce iyilik yapmıştı.

Sessizce insanlara dokunmuştu.

Sessizce hayatlara girmişti.

Saatler ilerledikçe şunu fark ettim.

Babam aslında hiç yalnız yaşamamıştı.

Ben öyle sanıyordum.

Ama dünyanın dört bir yanında dostları varmış.

Almanya'da.

Fransa'da.

Hollanda'da.

Belçika'da.

Türkiye'nin onlarca şehrinde.

Onun gülüşünü hatırlayan insanlar vardı.

Onun sesini özleyen insanlar vardı.

Onun anlattığı fıkraları hâlâ hatırlayan insanlar vardı.

Ve en kötüsü...

Ben yıllarca bunların hiçbirini bilmiyordum.

Gece bitmek üzereydi.

Tam çıkarken yaşlı bir adam mikrofona geçti.

Sesi titriyordu.

"Evlat..."

"Baban çok iyi adamdı."

O an odada herkes sustu.

Adam devam etti.

"Biz onu hiç görmedik."

"Ama hepimiz onu tanıyorduk."

"Bazen insan aynı şehirde oturduğu komşusunu tanımaz."

"Biz babanı binlerce kilometre uzaktan tanıdık."

Sonra sustu.

Ve son cümleyi söyledi.

Bugün bile unutamıyorum.

"Sen babanı kaybettin."

"Biz ise dostumuzu."

İşte o anda ağlamaya başladım.

Yıllardır tutabildiğim gözyaşları ilk kez durmadan aktı.

Çünkü ilk kez anladım.

Babam yalnızca benim babam değildi.

Birilerinin sırdaşıydı.

Birilerinin ağabeyiydi.

Birilerinin dostuydu.

Birilerinin karanlık gecelerinde ışığıydı.

O günden sonra ben de ara sıra aynı sohbet odasına girmeye başladım.

Babamın arkadaşları hâlâ orada.

Bazen onun hikâyelerini anlatıyorlar.

Bazen eski anıları konuşuyoruz.

Bazen sadece sessizce oturuyoruz.

Ama her girişimde aynı şeyi hissediyorum.

Sanki babam odanın bir köşesinde hâlâ bizi dinliyor.

Belki konuşmuyor.

Belki mikrofonu kapalı.

Ama orada.

Çünkü bazı insanlar öldükten sonra tamamen gitmezler.

Birkaç fotoğrafta

Birkaç hatırada

Ve bazen eski bir sohbet odasında yaşamaya devam ederler.

SesliChatLive Blog

SesliChatLive Blog

Sohbet bazen yeni bir dostluk, bazen yeni bir fikir, bazen de moral veren bir konuşma anlamına geliyor. Özellikle yoğun ve stresli günlerde birkaç samimi sohbet bile insanın ruh halini olumlu yönde değiştirebiliyor.

Bir yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir

SesliChat.Live olarak, sizlere daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunabilmek amacıyla çerezler (cookies) kullanıyoruz. Çerezler; tercihlerinizi hatırlamak, site performansını analiz etmek, güvenliği artırmak ve hizmetlerimizi geliştirmek için kullanılan küçük metin dosyalarıdır. Web sitemizi kullanmaya devam ederek, yürürlükteki mevzuata uygun şekilde çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz. Çerez Politikası